Lug Von Siga, Milano Moda Haftası’nda Il Silenzio

Lug Von Siga, 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu Il Silenzio’yu Milano Moda Haftası’nda tanıtarak 16 yıllık tasarım yolculuğunu uluslararası sahneye taşıdı.

İstanbul’da Gül Ağış tarafından 2010 yılında kurulan Lug Von Siga, 23 Eylül’de Milano Moda Haftası kapsamında gerçekleştirdiği sunumla 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu “Il Silenzio”yu tanıttı. Yaklaşık 80 satış noktasında yer alan marka, 16 yıllık tasarım ve üretim deneyimini uluslararası moda çevreleriyle paylaşırken Avrupa’daki konumunu güçlendirme hedefini de ortaya koydu.

Çağdaş kadın giyimi alanında Türkiye’nin öne çıkan markaları arasında bulunan Lug Von Siga, hızlı tüketim odaklı üretim modelinden uzak duruyor. Zamansız tasarımlar, nitelikli işçilik ve farklı zanaatkârlarla sürdürülen uzun soluklu iş birlikleri, markanın yaratıcı yaklaşımını belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Geleneksel üretim tekniklerini modern bir tasarım diliyle birleştiren bu anlayış, yeni koleksiyonda da korundu.

Milano’ya 16 yıl sonra dönüş

Milano Moda Haftası’ndaki sunum, Gül Ağış’ın şehirle kurduğu kişisel ve profesyonel bağ açısından da dikkat çekti. Moda eğitimini Milano’daki Istituto Marangoni’de tamamlayan Ağış, kariyerinin yaklaşık 10 yılını bu kentte geçirdi. İtalyan moda dünyasının önemli isimlerinden Ennio Capasa’nın ekibinde, Costume National bünyesinde dört yıl çalışan tasarımcı, İstanbul’a döndükten sonra Lug Von Siga’yı kurdu.

Ağış’ın yıllar önce eğitim aldığı ve profesyonel deneyim kazandığı Milano’ya bu kez kendi markasıyla dönmesi, sunuma özel bir anlam kattı. Zaman, hafıza ve farklı kültürlerin kesişimi; yıllar içinde olgunlaşan tasarım yaklaşımıyla birlikte koleksiyonun arka planını oluşturdu. Tasarımcının “Hamdım, piştim, oldum” sözleriyle özetlediği dönüşüm fikri, markanın zanaat anlayışında ve “Il Silenzio”nun ruhunda karşılık buldu.

Sessizliğin taşıdığı duygular

“Il Silenzio”, sessizliği yalnızca suskunluk ya da yokluk olarak değil, duyguların yoğunlaştığı bir alan olarak yorumluyor. İç dünyaya dönülen anlar, sevilen bir kişiye duyulan özlem ve dile getirilmeyen sözler koleksiyonun temel çıkış noktalarını oluşturuyor. Aşk, arayış, teslimiyet ve görünmeyen bir bağa duyulan inanç da bu anlatının öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.

Mevlânâ ile Şems’in düşünsel ve manevi dünyası, koleksiyonun ilham kaynakları arasında yer alıyor. Sözcüklerin yetersiz kaldığı anlarda duyguların farklı yollarla ifade edilebileceği fikrinden hareket eden Lug Von Siga, özüne dönme düşüncesini çağdaş tasarım anlayışıyla ele alıyor.

Koleksiyonun sembolik unsurlarından biri ise Anadolu geleneğinde ayrılık sırasında sevilen kişiye verilen mendil. Hatırayı koruyan ve yeniden kavuşma umudunu simgeleyen bu obje, koleksiyonda aşk, özlem ve söylenmeden kalan sözlerle ilişkilendiriliyor.

Beyazın ve el işçiliğinin öne çıktığı tasarımlar

“Il Silenzio”nun renk paletini beyaz ve beyazın farklı tonları belirliyor. İpek, şifon ve tafta gibi kumaşlar teknik yüzeylerle bir araya getirilirken transparan dokular, nakışlar ve el işçiliği tasarımlara karakter kazandırıyor.

Büyükannelerin çeyizlerinde görülen el işi uygulamaları ile Anadolu’nun zanaat mirasından alınan izler, Gül Ağış’ın çağdaş yorumuyla yeniden biçimleniyor. Akışkan kumaşlar daha belirgin formlarla eşleştirilirken el emeğiyle hazırlanan ayrıntılar, sade siluetler üzerinde dikkat çekiyor.

Koleksiyonun merkezindeki sessizlik düşüncesi, markanın üretim felsefesiyle de örtüşüyor. Zaman, sabır ve yoğun emek isteyen detaylar; hızlı tüketim anlayışına alternatif olarak daha yavaş, özenli ve kalıcı bir üretim modeline işaret ediyor.

Milano Moda Haftası’ndaki sunum, Lug Von Siga’nın 16 yıl içinde geliştirdiği tasarım dilini uluslararası moda sahnesine taşıdı. Gül Ağış’ın geçmişinde önemli bir yere sahip olan Milano’ya kendi markasıyla dönmesi ise “Il Silenzio” sunumunu, koleksiyonun ötesinde kişisel ve mesleki bir buluşmaya dönüştürdü.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu