Trafik Sorunu: Sağlığımızı ve Geleceğimizi Tehdit Ediyor
Sıfır Atık Vakfı, trafik sorunlarının çevresel ve sağlık etkilerine dikkat çekerek sürdürülebilir ulaşımın önemini vurguladı.
Sıfır Atık Vakfı, Emine Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi çerçevesinde, trafik kaynaklı çevresel, sağlık ve ekonomik risklere dikkat çekerek sürdürülebilir ulaşımın zorunlu hale geldiğini belirtti.
Büyüyen şehirlerde trafik, artık sadece bir ulaşım sorunu olmaktan çıkıp, çevre, sağlık ve ekonomi üzerinde derin etkiler yaratan çok boyutlu bir krize dönüşüyor. Sıfır Atık Vakfı tarafından yayımlanan değerlendirmede, bu sorunların aciliyetine vurgu yapıldı ve sürdürülebilir ulaşım çağrısı yapıldı.
Hızla gelişen şehirlerde trafik, günlük yaşamı zorlaştırmanın ötesinde; iklim krizi, hava kirliliği, halk sağlığı ve ekonomik sürdürülebilirlik üzerinde ciddi etkiler yaratan bir çevre meselesi olarak öne çıkıyor. İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde artan trafik yoğunluğu, fosil yakıt tüketimini artırarak karbon salımını yükseltiyor ve kentlerin çevresel yükünü ağırlaştırıyor.
Sıfır Atık Vakfı, trafiğin çevresel etkilerinin azaltılmasını, Sıfır Atık Hareketi’nin temel hedeflerinden biri olarak değerlendiriyor. Emine Erdoğan, bu hareketin öncüsü olarak kaynak verimliliği, iklim dostu yaşam ve sürdürülebilir şehirler vizyonunu destekliyor.
Kent içi ulaşımda motorlu taşıtların yoğunluğu, karbondioksit (CO₂) gibi sera gazı salımlarının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Özellikle dur-kalk trafiğinin yoğun olduğu şehir merkezlerinde araçların yakıt tüketimi artarken, kilometre başına düşen emisyon miktarı da yükseliyor. Bilimsel araştırmalar, akıcı trafik koşullarına kıyasla yoğun trafik ortamlarında karbon salımının belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor. Ortalama bir binek aracın 1,5 kilometrede yaklaşık 400 gram CO₂ emisyonu yaydığı hesaplanıyor.
TÜİK’in yayımladığı “Sera Gazı Emisyon İstatistikleri, 1990–2023” verilerine göre, ulaştırma sektörünün toplam sera gazı emisyonları içindeki payı, enerji ve yakıt yanması başlıkları altında 97 milyon 351 bin ton ile ikinci sırada yer alıyor. Kara yolu taşımacılığının bu emisyonlar içindeki payı ise yüzde 95 seviyelerine ulaşıyor.
TÜİK’in “Taşıt-Kilometre İstatistikleri, 2024” verileri, trafiğe kayıtlı araç sayısının bir önceki yıla göre yüzde 9,3; taşıt-kilometre miktarının ise yüzde 10 arttığını gösteriyor. Toplam taşıt-kilometrenin yüzde 39,4’ü dizel, yüzde 28,5’i LPG, yüzde 27,9’u benzinli araçlardan oluşurken; hibrit araçların payı yüzde 3,1, elektrikli araçların payı ise yalnızca yüzde 1 seviyesinde kalıyor.
Türkiye’nin en yoğun nüfusuna sahip kenti olan İstanbul, trafik sorununu en belirgin çevresel meselelerden biri olarak öne çıkarıyor. Günün büyük bölümünde ana arterlerde yaşanan yoğunluk, milyonlarca aracın uzun süre trafikte kalmasına neden oluyor. TÜİK’in “Motorlu Kara Taşıtları, Aralık 2025” verilerine göre İstanbul’da 6 milyon 246 bin 12 motorlu araç bulunuyor ve bunların 4 milyon 59 bin 586’sını otomobiller oluşturuyor. İstanbul’daki araç sayısı, Türkiye genelindeki toplam araçların yüzde 18,6’sına karşılık geliyor.
ABD merkezli veri ve yazılım şirketi INRIX’in yayımladığı 2025 raporuna göre, İstanbul’da bir sürücü yıl boyunca ortalama 118 saatini trafikte geçiriyor. Bu veriler, İstanbul’u dünyada trafiğin en yoğun olduğu şehir olarak kayıtlara geçiriyor. Uzayan ulaşım süreleri, artan yakıt tüketimi ve yükselen emisyonlar; kentin hava kirliliği yükünü de artırıyor.
Başkent Ankara’da da bireysel araç kullanımındaki artış, trafik yoğunluğunu kalıcı hale getiriyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde ana ulaşım akslarında yaşanan sıkışıklık, ulaşım sürelerini uzatırken karbon salımını artırıyor. Ankara’da toplam 3 milyon 13 bin 521 kayıtlı motorlu kara taşıtı bulunmakta ve bunların 2 milyon 168 bin 210’unu otomobiller oluşturuyor. Ankara’daki araç sayısı, Türkiye genelinin yaklaşık yüzde 9’una karşılık geliyor.
Trafik kaynaklı emisyonlar, çevreyi tehdit etmenin yanı sıra insan sağlığını da doğrudan etkiliyor. Yoğun trafik bölgelerinde artan hava kirliliği; solunum yolu hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve çocuklarda gelişimsel risklerle ilişkilendiriliyor. Tipik bir binek aracın yıllık yaklaşık 4,6 metrik ton CO₂ saldığı hesaplanırken; trafikte geçirilen uzun sürelerin yol açtığı stres, hareketsizlik ve gürültü kirliliği de kent yaşam kalitesini düşüren unsurlar arasında yer alıyor.
Trafik sıkışıklığı, zaman kaybı üzerinden ciddi bir ekonomik maliyet yaratıyor. İş gücü verimliliğinin azalması, yakıt tüketiminin artması ve lojistik süreçlerin yavaşlaması, şehir ekonomileri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Yapılan değerlendirmelere göre yalnızca İstanbul’da trafik sıkışıklığının yıllık ekonomik maliyetinin 6 milyar doları aştığı belirtiliyor.
Sıfır Atık Vakfı, ulaşım kaynaklı çevresel sorunlara çözüm üretmek amacıyla bilimsel ve uygulamaya dönük iş birliklerini hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Trafikte Ortak Akıl Projeleri Derneği (TRAP) ile Sıfır Atık Vakfı arasında bir iş birliği protokolü imzalandı. Sıfır Atık Vakfı, sürdürülebilir ulaşım alanındaki çalışmalarını kalıcı ve kurumsal bir yapıya kavuşturmak amacıyla Sıfır Atık Enstitüsü bünyesinde “Sürdürülebilir Ulaşım Ofisi” kuruyor.
İstanbul ve Ankara örnekleri, trafiğin çevresel, sağlık ve ekonomik etkilerinin artık ertelenemez bir sürdürülebilirlik meselesi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Sıfır Atık Vakfı, Emine Erdoğan’ın öncülüğünde güçlenen sıfır atık vizyonu doğrultusunda sürdürülebilir ulaşım çözümlerinin yaygınlaştırılmasının stratejik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekiyor.




