Milano Moda Haftası’nda öne çıkan 5 yaratıcı marka
Milano Moda Haftası, Agnona’dan Rossano’ya uzanan beş markanın seyahat, doğa, özgürlük, zanaat ve çağdaş lüks odaklı koleksiyonlarıyla tamamlandı.
2026 Milano Moda Haftası, sofistike siluetler, güçlü etek formları ve geçmişin kodlarını güncelleyen koleksiyonlarla sona erdi. Vogue World’ün görkemli açılışı ile Giorgio Armani’nin kapanış defilesi arasındaki program, resmi takvimin yanı sıra genç ve deneysel markaların projeleriyle de genişledi. Etkinlik boyunca Agnona, Saman Loira, Sara Behbud, Pianegonda ve Rossano öne çıkan isimler arasında yer aldı.
Seyahat ve doğa ekseninde iki farklı yorum
Agnona’nın 2027 İlkbahar-Yaz koleksiyonu “Coast to Coast”, belirli bir varış noktası olmayan yolculuk fikrinden ilham aldı. Kadın ve erkek gardırobunda kaşmir paltolar, pelerinler, bomber ceketler, parkalar, dökümlü takımlar ve geniş paça pantolonlar öne çıktı. Ekru, bebek mavisi, şeftali, lacivert ve bordo tonları; teknik kumaşlar, ipek, keten ve zanaatkâr dokularla bir araya getirildi. Marka, Milano ve Gstaad’daki mağazalarının ardından ABD ve Japonya’daki büyüme planlarına odaklanıyor.
Milano Moda Haftası’na üçüncü kez katılan Saman Loira ise “Tephra Vesuviana” adlı koleksiyonunda Vezüv’ün lav akışından ve doğanın temel unsurlarından yola çıktı. Napoli merkezli marka; artık kumaş parçalarını ipek, şifon, tül, saten ve jarseyle birleştirerek yeni yüzeyler oluşturdu. 36 görünümden oluşan koleksiyon, couture yaklaşımını süet, çatlak efektli deri ve akışkan erkek giyim parçalarıyla genişletti. Tasarımcılar Francesco Corcione ve Francesco Canessa için geri dönüşüm ile lüksü buluşturmak, koleksiyonun temel tasarım mücadelesini oluşturuyor.
Pers mirası ve kadın özgürlüğü
Sara Behbud’un 2027 İlkbahar-Yaz koleksiyonu, Pers kültürünün mirasını kadınların özgürlük ve kendi kaderini belirleme hakkıyla bir araya getirdi. Koleksiyonun merkezinde, çiçek ve bitkisel formların serbestçe dağıldığı geleneksel Afshan motifi bulunuyor. Çağdaş ve pikselli bir görünüme dönüştürülen desen, büyütülerek doğrudan giysilerin üzerine taşındı.
İtalyan kumaşları ve el işçiliğiyle hazırlanan tasarımlarda lazer kesimler, ısıyla uygulanan detaylar ve elde işlenen yüzeyler kullanıldı. Behbud’un ikinci kadın giyim koleksiyonu; kokteyl elbiseleri, özel siparişler, gelinlikler ve denim görünümlerden oluşuyor. Tasarımcı, İran’da yaşadığı dönemde karşılaştığı kıyafet denetimlerinin ardından Milano’da özgürce üretme kararının koleksiyonun anlatısına yön verdiğini belirtiyor.
Denim, mücevher ve el yapımı ayakkabı
Pianegonda ile Pioneer Denim’in ortak projesi, denimi tasarım mücevher dünyasına taşıdı. Sınırlı sayıdaki kapsül koleksiyonda, Nîmes mavisinin beş tonundan hazırlanan denim bileklikler; deri kalp ve gümüş detaylarla tamamlandı. “Assoluto” koleksiyonuyla uyum sağlayan tasarımlar, özgürlük ve kişisel ifade fikrini merkeze aldı. Proje kapsamında sanatçı Sandro Grassetti’nin hazırladığı, 1970’lerin rock kültüründen izler taşıyan beş heykel de sergilendi.
Quebec City merkezli Rossano ise yeni ayakkabı ve aksesuar serisini Milano’da tanıttı. Toby Martineau tarafından kurulan marka, ayakkabılarını Montegranaro yakınlarında, Toskana’dan alınan derilerle küçük ölçekli üretim anlayışıyla hazırlıyor. Markanın yaklaşık 20-30 kişilik özel müşteri grubuyla birlikte tasarım yaptığı belirtilirken, Rossano gelecekte cüzdan, seyahat çantası ve kadın ayakkabıları kategorilerine açılmayı planlıyor.
Milano Moda Haftası’ndaki bu beş proje, çağdaş modanın yalnızca yeni sezon trendleriyle değil; kültürel miras, sürdürülebilirlik, özgürlük, zanaat ve kişisel üretim anlayışıyla da şekillendiğini gösterdi.




