Meme kanseri kitle olmadan da belirti verebiliyor

Meme kanseri her zaman kitleyle ortaya çıkmıyor. Uzmanlar, meme başı ve ciltteki değişiklikler ile erken tanının önemine dikkat çekiyor.

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Op. Dr. Fuat Şentürk, hastalığın erken evrede tespit edilmesi halinde tedavi başarısının yükseldiğini belirtti. Şentürk, her 8 kadından birinin meme kanseri riski taşıdığını, nadir de olsa hastalığın erkeklerde de görülebildiğini ifade etti.

Hastalığın ortaya çıkmasında genetik, hormonal ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını aktaran Şentürk; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, erken yaşta adet görme, geç menopoz, hiç doğum yapmamış olma, uzun süreli hormon tedavisi, obezite ve hareketsiz yaşamı başlıca risk faktörleri arasında sıraladı.

Kitle olmadan da belirti verebilir

Meme kanseri erken dönemde herhangi bir şikâyete yol açmayabilir. Memede veya koltuk altında sert ve ağrısız bir kitle, memenin boyutunda ya da şeklinde değişiklik, ciltte kızarıklık, çöküntü veya portakal kabuğu görünümü, meme başında içe çekilme, kanlı akıntı ve geçmeyen yaralar dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.

Şentürk, hastalığın her zaman ele gelen bir kitleyle ortaya çıkmadığını vurgulayarak, bazı vakalarda yalnızca ciltte veya meme başında görülen değişikliklerin belirti olabileceğini söyledi. Kitlelerin çoğunlukla memenin üst dış bölümünde, yani koltuk altına yakın bölgede görüldüğünü belirten Şentürk, bunların genellikle sert, düzensiz sınırlı ve ağrısız olduğunu kaydetti.

Erken tanıda muayene ve tarama önemli

Tanı sürecinde klinik muayenenin yanı sıra mamografi, meme ultrasonografisi ve gerektiğinde meme MR’ından yararlanılıyor. Kesin tanı ise biyopsiyle konuluyor. Kendi kendine meme muayenesinin tek başına tanı koydurmadığını belirten Şentürk, kişinin kendi meme dokusunu tanımasının olağan dışı değişiklikleri erken fark etmek açısından önemli olduğunu ifade etti.

Tedavinin hastalığın evresine ve kişinin genel sağlık durumuna göre planlandığını aktaran Şentürk; cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik ilaçların kullanılabildiğini belirtti. İdeal kilonun korunması, düzenli egzersiz, sebze ve lif ağırlıklı beslenme ile alkol ve tütünden uzak durmanın riski azaltabileceğini söyleyen Şentürk, aile öyküsü bulunanların taramalarını aksatmaması ve düzenli hekim kontrollerinin ihmal edilmemesi çağrısında bulundu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu