Matières Fécales Paris’te göçmenleri ve farklılığı kutladı
Matières Fécales, Paris Moda Haftası’nda Place de la République’de göçmenleri, çeşitliliği ve eşitlik mücadelesini güçlü bir performansla anlattı.
Matières Fécales, Paris Moda Haftası’nın açılışında Place de la République’de gerçekleştirdiği gösteriyle göçmenlik, çeşitlilik ve toplumsal eşitsizlik konularını sahneye taşıdı. Steven Raj Bhaskaran’ın yönettiği The Ninety Nine Percent adlı performans, moda sunumundan çok, güçlü sembollerle örülü politik bir sanat gösterisi olarak kurgulandı.
Gösterinin finalinde iki model, tek düğmeli beyaz bir takım elbise ile uzun kuyruklu altın rengi bir gece elbisesi taşıdı. Tasarımcının ifadesiyle milyarderleri temsil eden bu figürlerin ağırlığı, modellerin omuzlarında taşındı. 2014’te Hannah Rose Dalton ile Montréal’de kurulan bağımsız marka, bu sahneleme aracılığıyla dünyanın en zengin yüzde 1’ine ve eşitsizlik üreten sisteme yönelik eleştirisini yineledi.
Ancak gecenin en çarpıcı görüntülerinden biri, mavi, beyaz ve kırmızı dar elbiseler içindeki üç siyah kadının yürüyüşü oldu. Kaslı bedenleriyle dikkat çeken modellerden sonuncusu, başını kırmızı bir örtüyle kapatmıştı. Fransa’da kimlik ve din tartışmalarının siyasi gündemde öne çıktığı bir dönemde bu tercih, mekânın tarihsel ve sembolik anlamıyla birleşerek güçlü bir mesaj oluşturdu.
Bhaskaran, Place de la République’yi moda gösterisi için özellikle seçtiğini belirterek burayı insanların görüşlerini ifade ettiği ve birlikte yaşamı kutladığı bir alan olarak tanımladı. Tasarımcıya göre, göçmen bir topluluk tarafından bu meydanda gerçekleştirilen ilk moda gösterisi, kentin savunduğu ilerici gelecek fikrini temsil ediyordu.
Gösteri öncesinde meydan, bisikletli kuryelerden turistlere, mağaza müşterilerinden markanın renkli takipçi grubuna kadar farklı kesimlerin bir araya geldiği hareketli bir alana dönüştü. Moda editörleri ve eleştirmenlerin yanı sıra, büyük mohawk saçları, gotik görünümleri ve karanlık lolita estetiğiyle tanınan topluluk da etkinliğe yoğun ilgi gösterdi. Rihanna’nın gecikmeli gelişi beklenirken sunumun uzun anlatısı izleyicinin dikkatini canlı tuttu.
Dover Street Market Paris’in ticari desteğini alan Matières Fécales, performans kapsamında 99 görünüm sundu. Tasarımcı, bu sayının ve model seçiminin yalnızca sanatsal bir karar olmadığını, sosyal konutlarda birlikte büyüdüğü insanları ve özgürlük arayışındaki göçmen aileleri temsil ettiğini söyledi. Koleksiyon, haksız biçimde hedef alınan göçmenlere umut, kendilerini ifade etme fırsatı bulamayan farklı kökenlerden insanlara ise güç mesajı vermeyi amaçladı.
İlk bölümde, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak için geride bıraktıkları her şeyi göze alan göçmenlerin hikâyesi işlendi. Annesi Guyana’dan Kanada’ya göç eden Bhaskaran’ın çocukluğundan izler taşıyan bu bölümde uzun elbiseler ve tek renkli görünümler öne çıktı. Düz beyaz pamukla başlayan tasarımlar, tül ve ketenin eklenmesiyle daha yoğun ve yapısal bir görünüm kazandı. Siyah, karmin kırmızısı ve lagün mavisi tonlarında hazırlanan takımlar ve dar kesimli elbiseler, koleksiyonun ilk bölümündeki daha klasik çizgiyi belirledi.
İkinci bölümde atmosfer isyan ve punk estetiğine döndü. Dumanla kaplanan alanda modeller daha kesik ve sert bir ritimle yürürken kısa bomber ceketler, diz üstü çizmeler, yırtık elbiseler, aşırı yıkanmış kotlar ve yeniden yorumlanan tüvit ceketler sahneye çıktı. Yıpratılmış kumaşlar ve dönüşüme uğramış siluetler, farklılıkların hem podyumda hem de izleyiciler arasında kutlandığı enerjik bir tablo yarattı.
Bu bölümde markanın ticari açıdan daha erişilebilir ürünleri de dikkat çekti. Sırtında haç biçimli fermuar detayları bulunan denim ceketler, sweatshirt’ler ve tişörtler, Matières Fécales’in büyük mağazaların müşteri kitlesine hitap edebilecek yönünü ortaya koydu.
Final bölümü ise markanın gotik ve düşsel estetiğini öne çıkardı. Matières Fécales’in daha önce Lady Gaga için Grammy sahnesine, Zendaya için de “Odyssey” filminin tanıtımına hazırladığı dikkat çekici görünümler, bu yaratıcı çizginin bilinen örnekleri arasında yer alıyor. Marka ayrıca Gabbriette ve Matty Healy’nin düğünü için özel gelinlik tasarımları hazırlamıştı.
Nina Simone’un müziği eşliğinde sunulan finalde, Batı Afrika kültürlerinden esinlenen büyük şapkalar takan ve Louboutin ayakkabılar giyen figürler, hacimli elbiseler içindeki prenseslerle aynı sahneyi paylaştı. Beyazın arındırılmış yorumlarıyla canlı renk patlamalarını bir araya getiren tasarımlarda dantel, nakış ve tüy kullanımı öne çıktı. Tekniklerin ve hacimlerin bu biçimde harmanlanması, markanın Paris Moda Haftası’nın yoğun programı içindeki özgün konumunu güçlendirdi.
Politik bir anlatıyı moda sunumuyla birleştirmek her zaman hassas bir denge gerektiriyor. Bu yaklaşım, kimi zaman tasarımların ve ekip çalışmasının önüne geçme riski taşısa da Matières Fécales, kendine özgü kimliğini bu cesur yöntemle görünür kıldı. Marka, Rick Owens ve Vivienne Westwood örneklerinde olduğu gibi, başlangıçta yeraltı kültürüne ait görünen bir mesajı daha geniş kitlelere taşıyabilecek bir potansiyel sergiledi.









